arap dili ve edebiyatı dergisi
Anasayfa Kurgu & Şiir Babamın Benden Gizlediği Çeyrek Hikaye – Hişâm Mısrî

Babamın Benden Gizlediği Çeyrek Hikaye – Hişâm Mısrî

Yazar Cuma Tanık
278 Kez Okundu

Ben üç yaşındayım, kardeşim beş. Annem her zaman bana “Ben sizinle varım. Ey Galip, benim hayatım senin beş yaşından ibaret ve senin de üç yaşından ey Aylan” derdi.

İki yıl önce başladı ayaklarım vücudumu taşımaya. O gün Galip beni alkışlamıştı, “Aylan dikildi” demişti anneme. “Dikilmek” kelimesinin, ayakların vücudunu taşıması anlamına geldiğini o an anladım.

Sonunu dinleyemediğim hikayeyi anlatır diye babamı bekliyordum. Babam hikayesini tamamlamadan önce uyku beni alıp götürürdü. Koca bir denizi sandalıyla aşan çocuğun hikayesiydi. Sandalı denizin ortasına vardığında, deniz kızı denilen, onu başka yerlere götürüren  güzel bir peri kızı görünürdü ona. Ama onun nerede ve ne halde olduğunu bilemiyordum. Çünkü uyku beni çoktan avucuna almış olurdu.

Sabahleyin garip sesler duymuştum. Pencereden baktım. Bağırışmaları gördüm. Savaş kelimeleri söylediklerini duymuştum. Füze, bomba, ölüm… Galip’e bu kelimelerin ne anlama geldiğini sordum. Anneme sordum. Babama da sordum. Artık sokakta oynayamıyor, kardeşimle amcamın evine de gidemiyordum.

Somuk ekmeğin yarısını yedim. Kardeşimde diğer yarısını. Babam ve annemde somunlarını yiyorlarmış gibi yapıyorlardı. Geceleyin acıktığımda babam, denizde küçük bir teknede ailesiyle yüzen bu çocuğun günlük hikayesine başlardı. Denizin ortasında varınca ona bir deniz kızı görünürdü. Ailesini bırakır, onunla derinlere iner, bir yere giderlerdi. Onun nerede ve ne halde olduğunu öğrenemezdim. Çünkü uyku beni çoktan avucuna almış olurdu.

Kobani’yi terkedip Türkiye’ye geldik. İnsanların konuşmalarını anlamıyordum artık. Başka bir dil konuşuyorlardı ama bana gülümser ve tatlı uzatırlardı. Akşamları süt içmeyi severdim. Bir bardak içerdim. Galipte bir bardak içerdi. Babamla annem üçüncü bardağı da bölüştürürlerdi bize.

Geceleyin sadece bir bardak süt bulabiliyorduk. Yarısını ben içerdim, kalanını kardeşim. Annem karnının ağrıdığını söylerdi, babam ise sütü sevmediğini. O gün şaşırmıştım. Süt içmeyi sever aslında babam. Bana yalan söyleme der ama şimdi kendisi söylüyordu.

Bir bardak süt daha istediğimde babası, annesi, kardeşi ve başka insanlarla karanlıkta sandala binen bu çocuğun hikayesini anlatmaya başladı bana. Tekne adanın yakınına vardığında insanlar deniz kızının ışığını görmüştü. Dalgalar yükseldi, tekne devrildi. Annesi tuttu onu, kardeşini de babası. Su çok soğuktu. O anda babam “Galip ölüyor!” diye bağırdığında, anneme ölmenin ne demek olduğunu sordum. Ama annem ölünce anlamıştım ne demek olduğunu. Elinden düşüverdim annemin. Bir peri geldi yanıma. Beni taşıyordu, suyun üstünde yüzen vücudumu terketmiştim artık. Gökyüzünden, deniz kıyısında kalmış bedenime bakıyordum. O anda peri kızı beni bildiğim bir yerlere götürdü. Burayı çok sevmiştim. Ama babamı da çok özlüyorum. Her zaman benden gizlediği hikayenin son çeyreğini tamamlamak istiyorum.

Arapçadan çeviren Ersin Çilek

Bir yorum yazın