arap dili ve edebiyatı dergisi
Anasayfa Kurgu & Şiir Kör Bir Adamın Yanında – İbrâhîm Aslân

Kör Bir Adamın Yanında – İbrâhîm Aslân

Yazar Cuma Tanık
80 Kez Okundu

1

Hiçbir şey olmadı.

2

Bazı ufak tefek şeyler oldu. Uzunca bir süre düşündükten sonra, onca şeyin yeteri kadar uygun olmayabileceğine dair inancımı sonlandırmaya karar verdim.

3

Boş boş geçen günleri düşündüm bir kez daha; bu işe bir son vermek için ne kadar da çok niyetlendiğimi. Üstümü değiştirip dışarı çıktım. İnsanları gördükten sonra da eve döndüm.

4

Akşam oldu. Annem, babam ve kardeşlerimle beraber oturduk; uzun uzun konuşup gülüştük. Bazı arkadaşlar ziyaretime geldi; sarma sigarayla beraber çay içip işgal ve çeşitli sorunlar hakkında sıkı bir tartışmaya giriştik. Onlar ayrılıp gidince ben de yerime döndüm ve sigara içerken kullandığım ince deniz kabuğu kül tablasını boşalttım. Bembeyaz oluncaya kadar temizledim. Deniz kabuğunu ve küçük ahşap heykeli yanıma aldım. Günlerin ve eşyaların tabiatı neden böyle olmuyor peki? Belki doğru, belki de değil. Ancak kesin olan, en azından bana göre, sınır koymamın zorunlu olduğu bir durum var. Zaman geçip gidiyor.

5

Odamın yanında kilitli bir başka oda daha var, bir de banyo. Bunun dışında hiçbir şey yok. Yatak küçük ama az da olsa rahat. Yatakla beraber odada, bir sehpa, bir koltuk ve bir de ayna var. Çantamı açıp içinden küçük ahşap heykeli ve ince deniz kabuğunu çıkardım ve sehpanın üzerine koydum. Elbiselerimi çıkardım, pijamalarımı giydim ve yatağa uzanıp sigara içmeye koyuldum. Terasa çıktığımda nehir boyunca kaybolup giden güneşin kızgın çeperini gördüm. Diğer tarafa doğru ilerledim ve kilitli odanın önünde durdum. Burası, Nil caddesinden, küçük semtin içlerine kadar eğilerek giden, her iki yakası da dar bir sokağa bakıyordu. Geri döndüm. Odama doğru ilerlerken hafif bir gıcırtı duydum. Olduğum yerde durup ister istemez gözlerimle çatıyı kolaçan ettim. Diğer odanın kapı aralığından onu gördüm. Ayaktaydı. Simasını incelemeye çalıştım. Sessiz sedasız geri çekilip arkasından kapıyı kapattı. Gece olmuştu.

6

Aşağı inerken evin sahibi kör adamın odasının önünde durdum. Odası merdiven sapağının tam karşısındaydı. Eşi, kendisine benim geldiğimi haber verince yatağından kalktı ve terden ıslanmış tombul elini uzatarak beni içeriye davet etti. Kadın, yan odada kendi işleriyle uğraşırken, bir köşedeki sandığın üzerine oturmuş küçük bir kız çocuğu gülümseyen gözlerle beni inceliyordu. Ayaklarından birini büküp baldırını göğsüne kadar çekmiş, diğer ayağı dizinin altına kadar çıplak bir şekilde açığa çıkmıştı. Kör adam,

– Oda rahat mı?, diye sordu.

– Rahat, dedim.

– Ya yatak?

– O da rahat.

– Zaten senin yalnız olduğunu fark etmiştik o yüzden senin için kalabalık bir yer seçmedik.

– Ben de sakin bir yer olduğu için bu evi seçtim, dedim.

– İşte bu yüzden burası ülkenin en iyi yeri.

– Bana kimsenin olmadığını söylediğin için bizzat çatı katını tercih ettim.

– Aslında ev inşa edildiğinden beridir hiç kimseye orayı kiralamıyoruz. Buna izin verdiğimiz tek kişi olduğunu bilmen lazım.

Kadın da kocasının sözünü onaylamıştı. İkisine de teşekkür edip ayrıldım.

7

Kayıtsız gözlerle uzun uzun bana baktı babam. Annem ise hemen arkamdan odaya girmiş, kanepeye oturmuştu. Benimle konuştu biraz. Bense söyleyecek bir şey bulamadım. Bana yemek hazırlamak için odadan çıktı. Küçük kız kardeşim de çıkıp geldi ve her zamanki gibi benim için topladığı mektupları teslim etti. Ona gülümsediğimde yüzünü uzağa çevirip ağlamaya başladı.

8

Gece çöktüğünde diğer odayı gözetlemeye başladım. Odamın kapısını açıp ışığı yaktım; ardından, terasın yüzeyine tüm çıplaklığıyla uzanmış ışıkta ilerledim. Karanlığa bürünmüş diğer odanın kapısı önünde durdum. Kulak verip dinledim. Parmaklarımla anahtar deliğini aradım ama bulamadım. Sessizce geri döndüm. Odama girerken korku dolu duygular sarmaladı bedenimi birden. Yerimde kalakaldım, başımı taşıyamıyordum; sanki bir baş dönmesi sardı beni. Bakışlarımı, karanlık odaya doğru uzanan aydınlığa çevirdim hemen; kapalı kapısındaki belli belirsiz hareketliliğe göz gezdirdim. Birkaç saniye önce bakmış olsaydım her şeyi anlayacaktım aslında. Kapımı kapatmak için kolunu tuttuğumda elimde ve parmaklarımda bir titreme fark ettim. Yatağa oturdum ve alnımdaki teri sildim. Bir sigara yaktım. Kısa bir süre sonra parmak uçlarıma basarak tekrar kapıya gittim. Kapıyı azıcık aralayıp karanlık odaya baktım. Ellerim hala titriyordu; kapıyı sıkıca kapatıp sigaramı deniz kabuğunun içinde söndürdüm. Duvarda asılı küçük aynanın önünde durdum. Tıraş makinesinin içindeki jileti çıkarmış ona bakarken düşüncelere daldım. Sonra keskin jileti terlemiş yanağıma batırdım. Kan fışkırdı; derin bir acı hissettim. Gözlerimde, kısacık bir an için, bir ışık parladı. Jileti elimden attım ve yatağın üstüne oturdum. Avucumu yüzüme dayadım. Kan, parmaklarımın arasından sızıyordu. Bileğimin üstünde akan kanın sıcaklığını hissettim. Ben de ağladım.

9

Şafağın sökmesinden kısa bir süre sonra, elimde çantam merdivenlerden iniyordum. Merdiven sapağında kör adamın odasının karşısında durakaldım; kapısı yarıya kadar açıktı. Eşiyle beraber yatakta uzanmışlardı. Kadın çırılçıplaktı; adam ise kıllı, iri cüssesinin üstüne kısa bir fanila geçirmişti. Elleri, kadının bedeni üstünde hissedercesine dolaşıyor; onun bedenini ve ayrıntılarını hayranlık uyandıran, sıcak dokunuşlarla tanımaya çalışıyordu. Yerimde kalakalmış; adamın kollarını, ellerini ve parmaklarını izlemeye koyulmuştum. Ayaklarım beni hayal kırıklığına uğratmış, kollarımda güç kalmamıştı.

10

Kör adamın, eşyaları elleriyle görebildiğinden emin olduğumda beyaz deniz kabuğu ellerimden düşüp yatağın kenarına yuvarlandı. Başımı uzatıp biraz eğildim. Deniz kabuğu kırılmış, paramparça olmuştu.

Kasım – 1968

Arapçadan çeviren Zafer Ceylan

Bir yorum yazın